Bu sayfada yer alan tüm yazı, resim ve buna benzer içeriğin tüm hakları Barbaros Sansal'a aittir. Izinsiz kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

28 Mart 2010 Pazar

BARBAROS SANSAL MART-HAZIRAN 2010 KONFERANS PROGRAMI:

• 24 - 25 Mart AYDIN KARACASU M.Y.O.
• 27 Mart ANKARA ECZ. ODASI GENÇLİK KOMİSYONU YARIŞMA 16:30-18:00
• 28 Mart Pazar TİYATRO MAAN
• 30-31 Mart NİĞDE ÜNİV.
• 2 Nisan Cuma TİYATRO MAAN
• 3 Nisan Cumartesi TİYATRO MAAN
• 4 Nisan MARMARA ÜNİV. WORKSHOP 10:00 Atolye
• 12 Nisan Istanbul Arel Univ.
• 14 Nisan HACETTEPE IEEE
• 16 Nisan Cuma TİYATRO MAAN
• 17 Nisan Cumartesi TİYATRO MAAN
• 18-19 Nisan SİNOP ÇALIŞTAYI
• 27 Nisan - 28 Nisan İZMİR 9 EYLÜL ÜNİV.
• 28 Nisan 9 Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi
• 30 Nisan Bursa Uludağ Univ. Tekstil Mühendisliği
• 1 Mayis ANKAMALL Retro Ozan & Emre
• 2 Mayıs Pazar : GAZİ ÜNIV. SERGİ /YILDIRIM MAYRUK Defilesi
• 3-4 Mayıs ANKARA GAZİ ÜNİV.
• 5 Mayis Izmir Ekonomi
• 6 –7 –8- 9 Mayıs 2010 GAZİANTEP ÜNİV.
• 12 Mayıs MARMARA ÜNİV. TEKNİK BİLİMLER MYO
14:00 - itü maslak yerleşkesi
• 14-15-16 Mayis JCI (Junior Chamber International)
Girişimcilik Akademisi / Eskişehir
• 18-19-20 Mayis SAMSUN ESNAF VE SANATKARLAR DERNEĞİ VE DE KADIN GİRİŞİMCİLER
• 21 - 22 Mayıs ESKİŞEHİR
• 23-24-25 Mayis KARADENİZ TEKNİK ÜNİV. TRABZON (olgunlaşma)
• 28 Mayıs Cuma TİYATRO MAAN
• 29 Mayıs Cumartesi TİYATRO MAAN
• 4-5-6 Haziran DUMLUPINAR ÜNİV.

17 Şubat 2010 Çarşamba

BARBAROS SANSAL 2010 KONFERANS PROGRAMI:

• 19 şubat trabzon karadeniz teknik üniversitesi MYO konferans,

• 20 şubat istanbul 11: 00 yıldırım mayruk moda laboratuvarı gaziantep üniversitesi tekstil mühendisliği workshop,

• 20 şubat saat 20:30, 3 kuruşluk mahalle dersleri,

• 21 şubat saat 20:30, 3 kuruşluk mahalle dersleri,

• 22-25 şubat italya como muse della seta proje ve isviçre saint gallen schrift projeleri,

• 27 şubat izmir ekonomi üniversitesi 1. ulusal iç mimarlık kongresi moderatörlüğü,

• 1 mart samsun meslek yüksek okulu konferans,

• 3 - 4 mart itü maslak yerleşkesi s. demirel salonu konferans,

• 5-6-7 mart 2. el uluslararası kısa film festivali ankara jürisi,

• 10 Mart GAZİANTEP ÜNİV. AKM (Atatürk Kültür Merkezi) Saat: 16:00

• 12 mart adana çukurova üniversitesi kariyer günleri saat 17:45 söyleşi,

• 13 Mart Çankaya Üniv Saat: 13:00/ Saat; 20:30 TİYATRO MAAN

• 14 Mart Pazar Saat:20:30 TİYATRO MAAN

• 17 Mart Marmara Univ. Haydarpaşa Kampüsü Anfi

• 18 Mart Perşembe MARMARA ÜNİV. ECZ. KONFERANS

• 19 mart İzmir uluslararası rotary kongresi 2440 bölge federasyonu söylev,

• 20 mart marmara üniversitesi tekstil fakültesi rize bezi projesi sunum,

• 20-21 mart saat 20:30, 3 kuruşluk mahalle dersleri,

• 23 Mart Pazartesi PAMUKKALE ÜNİV. 13.00-16.00 Söyleşi (Pamukkale Üni. Kongre ve Kültür Merkezi) 16.00-18.00 Gölbahçe'de öğrencilerle sohbet

• 24 - 25 Mart AYDIN KARACASU M.Y.O.

• 27 Mart ANKARA ECZ. ODASI GENÇLİK KOMİSYONU YARIŞMA 16:30-18:00

• 28 Mart Pazar : HABERTÜRK CANLI 08:30 (oylum talu) / TİYATRO MAAN

• 31 mart niğde üniversitesi meslek yüksek okulu konferans,

• 1 nisan ege üniversitesi girişimcilik günleri lansaman

• 2 Nisan Cuma TİYATRO MAAN

• 3 Nisan Cumartesi TİYATRO MAAN

• 4 Nisan Eczacılık !izmir

• 16 Nisan Cuma TİYATRO MAAN

• 17 Nisan Cumartesi TİYATRO MAAN

• 27 Nisan - 28 Nisan İZMİR 9 EYLÜL ÜNİV.

• 28 Nisan 9 Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi

• 29 Nisan Per : KARADENİZ TEKNİK ÜNİV. (olgunlaşma)

• 30 Nisan Bursa Uludağ Univ. Tekstil Mühendisliği

• 2 Mayıs Pazar : GAZİ ÜNEV. SERGİ /YILDIRIM MAYRUK Defilesi

• 4 Mayıs Salı : ANKARA GAZİ ÜNİV.

• 6 –7 –8- 9 Mayıs 2010 GAZİANTEP ÜNİV

• 10 Mayıs K.MARAŞ

• 11 Mayıs MALATYA

• 12 Mayıs-13 Mayıs MİLAS (opsiyonel)

• 14 Mayıs Cuma TİYATRO MAAN

• 15 Mayıs Cumartesi : TİYATRO MAAN

• 21 - 22 Mayıs ESKİŞEHİR

• 28 Mayıs Cuma TİYATRO MAAN

• 29 Mayıs Cumartesi TİYATRO MAAN

• 4-5-6 Haziran DUMLUPINAR ÜNİV.

14 Ocak 2010 Perşembe

DİKİŞ İLE DİĞER İŞİ KARIŞTIRMIŞLARA GICIRDARSAM 17 DE İĞFALDİR...

Sayın Hanımefendi;

Yaşamda pek çok alanda kişisel tercihlerde bulunuruz. Bunun artı ve
eksilerini de kabulleniriz. Sizin giyim tarzınıza saygı duymakla
birlikte, Türk kadınını temsil etmediğinizi bir kez daha vurgulayarak
yurtdışında bu giyim tarzıyla temsil görevi yapmamanızı istirham
ediyoruz.

Eğer , mutlaka eşinizle birlikte Türk Devletini temsilen yurtdışı
gezilere gidecekseniz çağdaş, batılı bir Türk kadını gibi olun, olamayacaksanız lütfen evde oturun. Bu tercihi yapmak mecburiyetindesiniz . Biz Türk kadınlarının artık sabrı kalmamıştır. Mağduriyetimizi gidermek için onbinlerce tazminat davası açmayı düşünüyoruz. Ayrıca Türkiye Cumhuriyetini temsilen gittiğiniz yurtdışı gezilerde kamu görevinde bulunduğunuz için "kıyafet yasasına" da uymak mecburiyetindesiniz .
Aksine davranış ceza davasına da m uhatap olmanıza neden olabilecektir.

Sayın Hanımefendi;
Türk kadınını yurtiçi ve yurtdışı tüm platformlarda çağdaş bir
görüntüyle temsil etme konusunda lütfen diğer Bakan eşlerine de AKP Milletvekillerinin eşlerine de örnek olunuz. Bir lider eşi olarak
topluma örnek olmanız gerektiğini unutmayınız. Ayrıca sizden okullarda
dağıttıkları kitaplarda "dokuz yaşında kız çocuğunun evlendirilmesinin,
dört eş alınabilmesinin, iz bırakmadan kadının dövülmesinin" mubah
olduğunu, örtünmemenin günah olduğunu, kadınların zaten cehennemlik
olduğu fikirlerini yayan AKP'li belediye başkanlarına gerekli tepkileri
de vermenizi bekliyoruz. Eşini döven ve çok eşli yaşam biçiminde olan,
bazı AKP Milletvekillerinin de sizin tarafınızdan kamu oyu önünde
kınanmasını rica ediyoruz.
Gerçek bir lider eşi gibi davranırsanız, emin olunuz ki kadınlarımızın
en üst seviyede takdirlerini kazanacaksınız.
Saygılarımla.

Çağdaş Türk Kadınları
Adına

Opr.Dr. Canan ARITMAN
İzmir Milletvekili

HA HA HA

Üzülmeyin arkadaşlar,
Nasıl olsa sa Herdoğrul Özkünk değil, Hıslatın salamında bu satılılıklar küpe de takarlar!
Eeee! O zaman 3 kızının servetini bu itler biraz zor açıklarlar.
Rize Trabzon Üzüm Kuruları ise (RTÜK) elbet süresiz a file dillerindeki af frengisinden nema ararlar ..
Ne zamandan beridir karıları Emin’in değil İsmet’in önünden olma kızları ile Vahimi Koach’un arabasında saltanat yararlar , bu demekdir ki eski kültürsüzlük bakanının karısının kızınıda öğlen haberlerinde bülten sunan sanarlar..
Ah yangılar ve sangılar !
Bir de damat bulup , onu da ne haber Türk’e oturturup sonra da sondalarından akan cerahati, tıka basa cep dolduran reklam olmuş tıkır tıkır ama geçmişleri takır tukur olanlarla bu halka alalet ve kaktırma yapar da sadece işlerinin tıkırnda olmasına ayarlarlar ..

Evet de ; bal tutan parmağını yalar elbet, hatta ayı balı bol bulunca kıçına surer, ama ya bu balı kıçına sokulacaklar için kayganlaştırıc yerine kullanırsa ne olur ?

Buyrun burdan yiyin ki giyinmeyi birde benden dinleyin …

Nasıl olsa Artık, 27 Ocak’da Hayriyes-i Hülasası olanın ödediği
'’Saison de La Turquıe en France'' (Temmuz2009- Mart2010)
adına Özal'ın balkonundan baktığında Place de La Concorde'da
(ki Fransa Parlementosudur, Bu yıl Soros’un Davos’unda, Erdoğan’ın önceden basılmış tabelasaı ile değil ama Polonya asıllı bir siyonist olan Sarkuzy’nin dakika dakika konuşulur ve de Twitter den duyururlur) kendini adam sandığı Crillion otelindeki; şapkadan tavşan çıkaran sihirbazın kızının defilesine bakmaktayız.. .

Oysa ülke olarak biz A.B’nin kölesiymişiz gibi Bolonya yasalarının dayatması ile kimbilir hangi çıkarlar ile emredilmiş, Emine Kalkancı’nın boynundaki eşarbı Nimet Çubukçu’nun boynunda M.E.B. Bütçe görüşmelerinde T.B.M.M de canlı izlemiş bir milletin çocuklarıyız sanılmaktayız ..

Halbu ki;
Bir yanda muhafazakar eşcinselimiz Cemile İpeklipipi’nin
( ki ustama davetiye yollayıp, nakışı bende öğrenmiş sakallı Oya’nın Barbaros beyin davetiyesi postada diye ucuz oyunlara müracaat ettiği, diğer yanda Yahudi avukatın yavuklusu Kabızoğlu’nun Deya Baykalın yemek programlarında gezindiği gezentilerde değil, lakin hala Malatya’da müfredat kurtarma çalışdayındayız )..

Eğer devlet bakanı eşlerinin leşleşmiş hayatlarının terzi hesaplarını da hala iç güveysi damatlarının babaları ödemekde ise de hatırlatmadan geçmeyiz , ama bir ağzımızı açarsak bu kez azimle defekasyon memrmerde perforasyondan öte boğarız ..

Terzi yamağı yamayacak
Anamı yolladılar
Elbet ebelerine cırdığım arabezi bakalım nerelerini dağlayacak !

9 Ocak 2010 Cumartesi

BARBAROS SANSAL 2009 - 2010 KONFERANS PROGRAMI:

• 10 Aralik 2009 Bursa Skills Dunya Tasarim Yarismasi Konferansi Merinos Kultur Merkezi Saat: 14:30

• 14 Aralık 2009 Çanakkale Üniversitesi Gökçeada Kampüsü,

• 15-16 Aralık 2009 Urfa YÖK Çalıştayı,

• 21 Aralık 2009 Ankara Gazi Universitesi - Beypazarı,

• 22 aralık 2009 başkent tv canlı yayın
• 22 aralık 2009 /14:00 başkent üniversitesi konferans

• 23 Aralık 2009 İsparta Süleyman Demirel Universitesi,

• 30 Aralık 2009 Kayseri Erciyes Universitesi,

BARBAROS SANSAL 2010 KONFERANS PROGRAMI:

• 6 Ocak 2010 İzmir Ege Üniversitesi Tekstil Müh.

• 10 Subat 2010 Istanbul Aydın Universitesi,

• 17-18 Subat 2010 Trabzon Karadeniz Teknik Universitesi,

• 27 Subat 2010 Izmir Ekonomi Univ. Mimarlik,

• Subat sonu ITU Maslak Yerleşkesi,

• 5-6-7 Mart 2010 Ankara Ikinci El Uluslararasi Kisa Film Festivali (ODTU),

• 11-12 Mart 2010 Adana Cukurova Universitesi,

• 27 Mart 2010 Ankara Eczacılık ,

• 28 Mart 2010 Ege Univ. Girişim Günleri,

• 29 Mart 2010 Kayseri Erciyes tekrar,

• 30 Mart 2010 Niğde Univ. Meslek Yüksek Okulu,

• Nisan 2010 Izmir 9 Eylul Guzel Sanatlar.,

• 3-4 Mayıs 2010 Ankara Gazi Univ.,

• 7-8 Mayıs 2010 UTMOK Gaziantep

• 10 Mayıs 2010 Kahramanmaraş Univ.,

• 11 mayıs 2010 Malatya Univ.,

• 22 Mayis 2010 Anadolu Universitesi Eczacılık Fakültesi,

sırada Milas, Düzce, Burdur, Bucak, Sivas Cumhuriyet Univ., Erzurum Ataturk Univ., Ankara Beypazari MYO, Mayis basi Milas MYO var...

4 Ocak 2010 Pazartesi

DİKİŞ MAKİNASI GICIRTILARI 16...

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamate,

Şevket'in eliyle değil Devlet'in şevhet eliyle işletilir Kerhane, acaba iktidarın elinde var mı biryelere sürülecek başka kağıt peçete !

Bu gün, bir başka uyandım hayata aniden;
farklılık , çeşitlilik derken al klavyeyi eline dedim kendime,
nasılsa ADEL Faber bu ülkede de siyonistlerine elindeydi bile bile verildi Orhan Pamuğun diline..

Her yandan sarıp sarmalasalar da 20. yüzyılın şekillenmesinde yine en önemli rollerden bir bu bir kez daha toprakların..Şimdiki adıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin yani..

Bir anı girişi ile girelim ki Tarih tekerrür olmasın ..

HALK İSTERSE BENİ DE KOVAR!

1935 senesi idi..Dünyanın her yarinde olduğu gibimemeleketimizinde bazı bölgelerinde Yahudiler aleyhine bir hareket ve ayaklanma başgöstermişdi.Bu arada Çanakkaleye gelen Atatürtk'ün huzuruna ısrarla çıkmak isteyenbir Musevi vatandaşını muhafızlar bırakmak istemiyordu.Atatürk '' Bırakın gelsin dedi.''
Bu musevi vatandaşı Atatürk'ün önonde elllerini açtıOmuzlarını Yukarıya kaldırarak
''Paşam bizi kovuyorlar ne yapacağız ?'' dedi.
Atatürk bu şekilde önüne atılan bu adamaın ne demek istediğini ve kim olduğunu derhal anlamıştı.BUna rağmen sordu: '' Sen kimsin ?''
''Ben Paşam, Çanakkale Musevilerinden AVRAM PALTO''
'' Sizi kim kovuyor? Hülümet mi? Kanun mu ? Polis mi? Jandarma mı ? Bana söyle .''
Musevi vatandaş durakladı, şaırıdı. Biraz sonra kendini toparlayarak cevap verdi.
'' Halk kovuyor.''
Atatürk adamın yüzüne dikkatle baktı ve gülümsedi ve :
''HALK İSTARSE BENİ DE KOVAR'' dedi ve yürüdü..

Niyazi Ahmet Banoğlu ATATÜRK s, 46...
(İlknur Güntürkün Kalıpçı . Epsilon Yayınları. Her yönüyle insan Atatürk'den)

Neden mi bu anı ,
Konumuz MODA ya!
Ermeni, Türk, Kürt, Roman, Alevi açıldıkça açılırken neden Yahudi açılımı yok dedirten cinsinden de ondan ..

Çoğumuz şapkacının hikayesini yanlış biliriz de ondan..

Mahmutpaşa devrin giyim kuşam konusunda en ünlü merkezi iken;
o devrin en ünlü Ermeni şapkacısının önüde işporta tezgahı açıp,
taklidlerini satıp, o dükkanı iflasa sürükleyip ele geçirenlerden geldi bu ülkede
moda bu hale de ondan ...

Daha sonraları mağazacılığa geçen malum sermayeden ,
her yılbaşı vekillere,
üzerine amblem konmuş fason malı eşarp kravat havlu yollayan ellerden geçerdi
siyaset de ondan..
Şimdi de poyester üniformadan geçiyor nano teknolojilide ondan..

Aman dinci denip, satın alınmayan marka çikulatayı da ambalajlar
ve beş misline satarlar ahmaklara da ondan..

İl il gezerek , okul okul görerek anlattığım 5 meslek yasasını
internet de bulamazsınız da ondan..

Bakkalı olup aç bırakan,
doktoru olup namahremine giren,
hocası olup mürid eden,
avukatı olup suçunu düzen,
terzisi olup çplaklığa mahkum edenlerdir onlar da ondan ...

Daha önce de açmışdım kapanmaya çalışılmadan bu ülke .

Bakkal
Süper market, hiper market,
sakız, çikulata, cola elbette ki pastorize yumurta
kilitli tohum ve de sunni gübre,
sonunda tarım ve hayvancılık.....
Planlanan AÇLIK ..

Doktor,
İlaç market, domuz gribi, kozmetik
Parfüm ve alkol
Tüp bebek..
petrol ve de enerji..
sonunda hastahane ve cenaze..
ve de ölüm ve miras....
aslı SAĞLIK

Avukat
OGS, EGS, MBS, vesaire vesaire
hükümet, asker, polis , jandarma
Adliye sarayları değerli matbuat ve borsa
yani adli takip fatura ve de mahkeme..
kısaca SUÇ ve Ceza...
fasıl fasıl GÜVENLİK

Hoca..
Diyanet, ibadet
Okul öğretmen medya
kırtasiye reklam ve mecra
sonunda üretmeden tüket borçlan nasılsa ..
Hedef EĞİTİM..

Terzi
Yün, ipek ve pamuk..
Polyester çöplüğü
Başörtü ve pardösü..
Arabezi yerine kadın hijyen naylonu...
İmha edilen Sümerbank..
hatta keten ve kenevir..
Ayakkabı çanta ve aksesuvar..
Hatta Cumhurbaşkanlığı forsu...
kısaca MODA..
İnsanların cinsel, dinsel,fiziksel, kültürel ekonomik, siyasi ve dini hebrleşme biçimi..
Mernis, eposta, ulaşım
ayrı renklerdeki nüfüs kağıdı..
Kadın ve erkek..
İmha edilen ALSANCAK ve ALBAYRAK
Ama gün gelir yeniden göndere çekilir o bayrak
Hemde dike dike gözlerine sokacakdır elbetde bu YAMAK..

Binlerce yılda tek kitapla cahil bırakılan toplumlar bir anda tokadı suratına yiyince BAKIN NASIL adam olurlar....

Nasılsa,
KAHROLACAK SİYONİZM,
KAHROLACAK EMPERYALİZM,
KAHROLMAKDA MEDENİYETLER İTTİFAKI..

Elbette ki
BAHTSIZDIR EİSENHOVER DOKTİRİNİ
BELADIR RASMUSSENLİ NATO
CEZADIR ERASMUS

Wellcome mr President
FEDADIR CANLAR BU TOPRAKLARA
BİR KEZ DAHA KEMALİZMİN AYAK SESLERİ VURACAKDIR
TEK YUMRUKK HALİNDE
21. YÜZYILI ŞEKİLLENDİRMEYE O OVAL MASAYA..

BUYRUN BAKALIM TADIN GÖRÜN DUYUN KOKLAYIN DOKUNUN BURADAN..!
5 DUYUYA 5 MESLAK VARSA 6. HİS GELECEKDİR ASLI İNSAN OLANDAN...

terzi yamağı
ocak başı 2010.. İstanbul

26 Kasım 2009 Perşembe

DİKİŞ MAKİNASI GICIRTILARI 15 EMRE YILMAZ 'DAN

Dünyayı dünyaya dar eden hiçbir inancın bayramını kutlamıyorum ! yele sele boş ver hele neden hala dünya değil ki el ele ! hesap mekke kudüs vatikan üçgenine endeksli ise , aklım Dalailama' ya kayarsa ne yeriz acaba hep birlikde ?

Bir bayram düşlerdim; ümmetçe başımız dik yaşadığımız, sevincimizin kursağımıza düğümlenmediği, yediğimiz lokmaların boğazımızda kalmadığı bir bayram.
Bir bayram düşlerdim; ümmetin anası kaçırılan, babası öldürülen, ocağı kundaklanan, çocuklarının her biri bir izbeye sığınan, ismetine namahrem eli değen bir viran haneye dönmüş topraklarında, çocuklarının öksüz, yetim ve boynu bükük girmediği bir bayram.
Bir bayram düşlerdim; İslam ümmetinin mazlum çocuklarının zamanın ırmağında akan bir süprüntü gibi değil, zaman ırmağının yatağını belirleyen, kıyılarını gürül gürül akan sularıyla döverek verimli kılan bir nehre benzediği bir bayram. Pasif nesne değil; aktif özne olduğu, onun yaptıklarına düşmanlarının hayalinin yetişemediği, kendisini öldürmek için gelenlerin kendisinde dirileceği kadar temsil kabiliyetine sahip olduğu bir bayram.
Bir bayram düşlerdim; yaralı ve bin bir pareli coğrafyamızın her yanından gürül gürül kanın gitmediği, evlatlarının ahının arşı titretmediği, viran olmuş hanelerinde baykuşların ötmediği, topraklarını ahlaksızların, soysuzların, sütsüzlerin, düzenbazların, madrabazların, hilekarların, ifritlerin, hainlerin ve zalimlerin yönetmediği bir bayram.
Aksine, dinde kardeşleri olmasa da insanlıkta eşleri olan dünyanın farklı dinlerine, kavimlerine, coğrafyalarına, milletlerine mensup mazlum, mağdur ve muhtaçlarının yarasını sarmak, yüreğini onarmak, onlara müşfik bir ana eli olmak için tüm imkan ve gücünü seferber ettiği bir bayram.
İmanından kaynaklanan şefkat ve merhametinin Afrika kıtasının açlarından, Venezuela'nın yoksullarından, Harlem'in esrarkeşlerinden ve köprü altı çocuklarından, Manila'nın şehvet tuzağına düşmüş çocuklarına varana dek; her bir mazlum, mağdur ve mahruma ulaştığı bir bayram.
Bir bayram düşlerdim; bir öndere sahip olan, önderi kendisine ana olan, kendisi ise insanlığın diğer toplumlarına ana gibi olan bir ümmetle girdiğimiz bir bayram.
Öyle bir ümmet ki; aynı imanı paylaşan, aynı kıbleye yönelen bir buçuk milyar üyesinin aynı imkanı da paylaşabildiği, mutluluk sakası gibi insanlığa yürek dolusu saadet taşıyan, havaya kalkan bir tek elin rüzgarıyla 1.5 milyar yüreğin tek bir yürek gibi kıyama durduğu, o elin bir tek dalgalanışının yüz milyonlarca inanmış kadın ve erkeği harekete geçirdiği, bir beraberlik dilerdim.
Bir ümmet düşlerim; bir organına, hatta bir hücresine yönelmiş bir tehdidi tüm varlığına yönelik bir tehdit gibi algılayacak kadar kendinde ve canlı, ayağına diken batsa onun acısını her tarafından duyabilecek kadar bilinçli, kendi varlığına yönelik bir tehdide anında tepki verecek kadar hassas bir sinir sistemine sahip, bedeni oluşturan her bir hücrenin kendi yerine razı olup, rolünü en iyi oynamak için irade sergilediği, fertleri silik, düz, sıradan, bir makinenin dişlisi olmaya teşne, edilgen ve mekanik bir 'birey' değil, farklı; fakat farklılığı bir orkestrayı oluşturan enstrümanların farklılığı gibi zenginliğe dönüştüren, sıradan ve düz bir tip olmaya razı olmayan, kendi kendini gerçekleştirmek için yüreğinin çeperlerine tutunarak kapasitesinin sınırlarına çıkma savaşı veren, kendisiyle, Rabbiyle, çevresiyle, toplumla ve doğayla barışık, bilişik, tanışık şahsiyetlerden oluşan bir ümmet.
Bir şahsiyet düşlerim; sorunun bir parçası değil, çözümün bir parçası olan, yük olmayıp yük alan, kendini yad ve yabancı ellerde aramayıp kendini kendinde arayan ve kendini kendinde bulan, hamken yanan, pişen ve olan, olmanın sırrına erdiği için hamların elinden tutup, onların da olması için onların yerine yanmaktan çekinmeyen, kafa, yürek ve bilek, düşünce, duygu ve aksiyon dengesini varlığında gerçekleştirerek, 'şahsiyet' olma kıvamına eren, yalnızca kafa gözüyle değil, yürek gözüyle de bakıp, onunla gören, kendini yalnız sözle değil yüzle, gözle, özle ifade edebilecek liyakate eren, vuracağı ve duracağı yeri iyi bilen, Allah'a karşı esas duruşunu ayağının altındaki topraklar kayarken dahi bozmayan bir şahsiyet.
Bir şahsiyet düşlerim; kendi kafasıyla düşünüp, kendi yüreğiyle duyan, kesrette vahdet bulan, ne dostları karşısında kapris yapan, ne düşmanları karşısında aşağılık kompleksine kapılan. Ayaklarının birini hakikatin merkezinde sabit tutarak, diğer ayağıyla tüm dünyayı, hatta tüm evreni dolaşan ve yitik hikmetleri, hakikatleri, cevheri arayıp kendine çeken bir mıknatıs gibi arayıp kendine çeken, "bizden adam olmaz" bedbinliğini alıp "çıkarsa bizden adam çıkar" bencilliğine vuran, bu iki sakat ucu da bir fiskeyle atık düşünceler fosseptiğine yuvarlayıp, adil ve mutedil olmayı bir hayat düsturu bilen bir şahsiyet.
Ve bir bayram düşlerim; hesap gününün sonunda "Ey (sadece Allah ve cennetle) tatmine ulaşan insan; gir kullarımın arasına (çünkü cennetin yolu kulların arasından geçiyor) ve gir cennetime!" muştusunun verildiği bir bayram.
İşte o bayramın provasıdır bu bayramlar.
O mutlak bayramlardan bir efilti taşıdığı oranda anlamlıdır bu bayramlar.
. Bayramınız bayram olsun.

Gerçek bir bayram hayali kuran kişinin hayalleri...

20 Kasım 2009 Cuma

DİKİŞ MAKİNASI GICIRTILARI 14

Harala gürele geçip gider iken günler ,
şöyle bir göz gezdireyim dedim .
Baktım her yer doluşmuş türlü sürüngenler ....

Umutsuz bakan gözlere bir parmak bal misali ışığı çaldınız mı hiç?
T.C. eğitim yüksek öğrenim gören geleceğimizden bahsediyorum ...

Benim ellerim yapış yapış belki bu konuda
ama aklımda hala var hedeflere epey bir karış

Ayı balı bol bulunca neresine sürer bu coğrafyada malum .
Ama, bal tutanda parmağını yalamaz değil hani!

Ancak bunlar balı artık nerelerine soktukları belli olmayan parmaklarını
halka fizyolojik masaj amaçlı kullanmaya başlamışlar maalesef..
Başka yerleri işe yaramadığından elbet o sihirli parmakları tek silahları.
imzaya da
delete tuşunada
köşe yazısınada
kör göze de bir bir basmışlar parmakları ...

Basmasına basmışlarda bunun birde geliverir demir parmaklıkları;
hey de bre intihab mahkemesi badanası kılıklı ey Türk siyaseti!

Neden mi bu isyan ?
Bir açın gözünüzü bakın hepsinde ağı dır zarar ziyan !
Heryer müteahhid binası, altuni mazılı, höt laleli kampüs ,
Yerleşke !
Ama sanki akılları anlatır eğtimi kalleşce ve de leşce !
MEB teknik okul yeterlilik genelgesi :
''terziler oturarak çalışırlar prova ve ütü yapmak için ayağa kalkarlar !''

Özürlü zihniyetniz mi yoksa zihinsel yetiniz mi alacak tuhafiyeden fermuarı ulan ?
Peki tuhaflıklarınızdan tuhafiyeci mi kaldıki baskın mahallelerimizde?
Ya masuracı, ibrişimci, çamaşır ipeği ?
Polyester bayrakla mı milli haysiyet yani ?
yada DMO , GMO mu oldu ?

Bazen lafı koyarız da deliğinize golf topu misali ,
neyseki yok dur hiçbirinizin emsali..
O yüzden tek tip top olmaz topunuza,
Yamak öyle kolay girmez koynunuza...

En çok satan şişme koyun müridiniz ile koyunkoyuna olursa,
gün gelir sizler domuzluğunuza doymamış olsanız da;
bak nasıl olur bu halk omuz omuza ?

kasım sonu 2009 sesimiz kısık değil !

2 Kasım 2009 Pazartesi

DİKİŞ MAKİNASI GICIRTILARI +13

Pastadan us atası çıkacağına,
şöförün oğluyla evli evlatlığın aklıyla manken çıkmış el sallayarak,
gaydırı guppak emine olmalıydı o pastada a çaylak !
Önce çalışmak gelir, sonra ahlak !

Derken köşe yazarları,
kırmızı keçe tutmuş suratsız telefoncuların ve havacıların fashionable deki mankenlerinin memeleri yok diye o kadınlarla sevişilmeyeceğini yazarmış solak ya da sağlak !

Ulan, Türk terziler kadınlara elbise satar , gavur ise müftülük bahçesinde şampanya ile karı satar a ahmak !

konyada ise battıı çıkdı inşaatler olmuş köprülü yavşak ! ağzınıza biber sürülmez kıçınıza kına yakılır sonra bak !

sus yamak sus !
10 kasımda konuş ancak !

2 kasım 2009 ...................

DİKİŞ MAKİNASI GICIRTILARI 12

Teşekkür ederim,

Gül. Azmin, kendine olan sabrın için.
Gülden. Sakinliğin, olumlu yaklaşımların için.
Didem. Çalkantılı duyguların içinde kendine yakınlaştığın için.
Sevgi. Verdiğin savaşı kazandığın için.
Barbaros. Şan, şöhret içindeki mütevazıliğin için.
Atilla. ''Olmaz'' ları aştığın için.
Yasin. Temiz ruhun için.
Zeynep ve Jale. Bize bu kadar az zaman içerisinde ayak uydurduğunuz için.
Belgin. Sözün bittiği noktada hala yürümeğe devam ettiğin için.

...16 senelik sahne hayatımın en heyecan verici projesine imza atmamıza sebeb olduğunuz için, güvendiğiniz için,sabırlı olduğunuz için,tek ses olduğumuz için, tiyatroyu sevdiğiniz için.
Maddi ve manevi sıkıntılarınız olmasına rağmen, çalışmalara yansıtmadığınız için.

Hepiniz kılıcı keskin, adil savaşçılarsınız. Saygıyla eğiliyorum.

Şimdiden yürekten alkışlıyor, yarın ve diğer akşamların keyfini çıkarmanızı diliyorum.

Dilruba

yamak :.................1 kasım 2009 pasta basta sonrası ?

25 Ekim 2009 Pazar

DİKİŞ MAKİNASI GICIRTILARI 11

Bazı geceler işçi masasını temizleyip çıkdıkdan epey sonra,
sesi soluğu kesilmiş ayaklı dikiş makinalarının gölgeleri uzadıkça
secd eder bir kez daha ayaklarımın altında yapayalnız bir şekilde bir benimle tek başına kalmış terzihanemizin !

Günün iğne iplik sukunetinin kargaşasının ardından sessizleşen havalandırma menfezleri,
tüm gün içlerine çekdikleri ızgaralardan bu kez aynı duyguları farklı dilde geri üflemeye başlar bir bir hayallerime..

Akşam saatlerinde susmuş telefon santralinin sekretaryası ise çokdan karanlığa gömülmüşdür giriş holünde ve bir kez daha benliğimle günün müzakeresi örülmüşdür benliğime yama olarak canhıraş darbelerle !

Kalabalık ve dağınık masamın kağıt ve paçavra denizine yenik düşmüş ama muzaffer üretime gem vurmamış halinde de vardır hala mesai, hala devam eder hayat , kimi an kalvyenin çıkırtısı kimi an bir masum müziğin melodisinin çığlığı eşliğinde ..Bir ben birde içimdeki benliğim ile ..

İşte yine o gecelerden birindeyim bu gece ,
Yıldırım Mayruk Moda Laboratuvarı olarak 10 yıldır inatla ve pekçok fedakarlıkla sürdürdüğümüz; çağdaş, ulusal ve alımlı Türk kadınının formatını güncel belgeleri ile arşivlediğimiz gösteriler zincirimiz 2023'e Hikayeler'in bu en önemli bölümlerinden birinde ve yine kendimle ve de bu satırları okuyan sizlerle birlikde şu saatlerde de !...

60 larda , Sarıkamış'da Levazım Albayı olan Trablus Hüsamettin dedemin kendini buzdolabına kapatıp yaşamına sonvermesinden sonra dul kalan babaannemin geçinmek için Elhamra Tiyatrosu'nda Toto Karaca'nın giysilerini Sümerbank kumaşları ile dikdiği günlerdeki benide yanında götürdüğü provaların anıları gözkırpıyor bir yandan Moda denen kavramın sahnesinde oysa yine..

Hayallerim, 50 yıldır şaha kalkmış halini biraz daha kamçılıyor bu sebeple ve daha da detaya ve mükemmeliyete emeği katık edip, o hayallerimde kaybettiğim yerine içimde olmaya yada bulmaya çalıştığım kadını bir kez daha evrimsel bir dönüşümle devrim olarak evrenselleştirme çabasına dalıyorum alev alev yanan bir istekle her yerimde nefisimle ..

Vur makasını hadi Yamak yine özgürce ! Savur yünlüleri , ipeklileri biçki masasına!
Biç altın saçlı,engin mavi bakışlının ürün vermiş verimli başaklarını, başlarında taç yap kadınlarının bir kez daha bu sene !

Vakur dik omuzlar kavrukca utanmasın analarında, ayrık otu dalmasın iffetin aralarına, ister mini ister dizaltı eteklerin koşsun adımları özgürce o ulaşılmaz Türk kadınının podyumunda zincirden kopmuşcasına ve özgürce aydınlık geleceğine bu hikayende de ...

Çiz Yamak Yıldırım Mayruk kadınını i Çentik çentik işle gölgeleri, öyle ki, sınırları görünmesin nifak tohumu atılmış ufuk çizgilerinde bile ...

Dik yamak , başın dimdik, belin sımsıkı ve elin aydınlığa açık her şekilde !
Üste çaput diye giyilmesin, içine girilsin o kalitenin artık istek ve arzuların kırbaç sesiyle !
İkinci bir cilt olsun o kadının hem bedeni hemde gelmiş ve geçmişinde de kendisindeki güzelliği ile !

İşle Yamak en nadide en ışıltılı malzemelerini, gözleri kör olanları bile görmeye mahkum etsin bu seferde de !

Ses verme Yamak seslendir ki ''Ses Siz'siniz'' desinler;
Tek ses Siz'siniz ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ile !

.......

devam edecek 1 kasımda şu sizin yamak susana dek,
susadıkça 10 kasımda bir kez daha kana kana konuşana dek!

terzi yamağı
Barbaros Şansal

13 Ekim 2009 Salı

YILDIRIM MAYRUK 2009-2010 KIŞ DİKİŞ KOLEKSİYONU

2023'E HİKAYLER XIX (10. YIL)
''.........''
(SES SİZ)

10 KASIM İSTANBUL SWİSSOTEL THE BOSPHORUS FUJİ BALOSALONU
15 00 TÜRK KALP VAKFI YARARINA
ÖZEL DAVETLİ VE BASIN SUNUMU
VE
ZİÇEV ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ ÇOCUKLAR VAKFI
FOTOGRAF SERGİSİ


16 KASIM ANKARA SWİSSOTEL BALO SALONU
19 00 ANAÇEV VE İNÖNÜ VAKIFLARI YARARINA
KOKTEYL DAVET
VE
ZİÇEV ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ ÇOCUKLAR VAKFI
FOTOGRAF SERGİSİ

PROJE:
YAMAK STRATEGY THE PLANETH EARTH
YILDIRIM MAYRUK MODA LABORATUVARI

8 Ekim 2009 Perşembe

YILDIRIM MAYRUK MODA LABORATUVARI 09-10 DİKİŞ KOLEKSİYONU... 2023'E HİKAYELER 10. YILINDA, 10 KASIM'DA İSTANBUL, 16 KASIM'DA DA ANKARA SWİSS OTEL BALO SALONLARINDA İZLEYİCİSİ İLE BULUŞUYOR!

28 Eylül 2009 Pazartesi

DİKİŞ MAKİNASI GICIRTILARI 10

Saat 23 30 suları , günlerden cuma
İstanbul'da meltemi şeker bir eylül akşamı ,
Kalabalık Talimhane'den,Turgay Ciner Grubunun oteli olan Lares Parkd'an henüz çıkmış,
genç bir kardeşimle Atatürk Heykeline doğru evlerimize gitmek üzere yol almakdayız..
komadan çıkamayınca dört organı ile diğer insanlara hayat vermiş genç bir kızı anmaktayız !

Rahatsızlığımdan dolayı Belimde korse ve elimde baston olduğu halde karşıdan karşıya geçmek üzere yaya gaçidinin başında azalan saniyeleri gözlemlemekdeyim, Etrafdan bazı tanıyanların zerafet gülümsemeleri ve selamlamaları bir başka kreması oluyor gecenin.

Kırmızı
DUR!
sarı
HAZIRLAN!
Yeşil
Geç ?

Ağır aksak adımlarla yaya geçidini aşmaya çalışırken;
Vişne çürüğü fanilalaı ve siyah pantalonlu,
1.75 boylarında, esmer, genç bir delikanlı
suratıma bordo kasımpatı demetini dayayıp, Güneydoğu Anadolu şivesi ile
' ' Abe , sevdigunin bagğşı için alan be, '' deyiveriyor,
Bir an şaşırıyorum.
Göz hizamın altında kalan çiçeklerin ardında Taksim meydanı zemini kayboluyor.
Başımı geri çekince yakın mesafede benzer 3-5 çiçek satan delikanlı daha gözüme çarpıyor,

Eve gitmekde olduğumu, ihitiyacım olmadığını belirterek
Atatürk Anıtına doğru Taksi bulmak üzere yoluma devam etmeye çalışıyorum ,
işte tam o anda, bu millete hep yengeç gibi illetlik etmiş bu kayıp güruhun veledi zinası suratıma bir tokad vurup , çiçeği havaya fırlatıp, elimdeki henüz çalmakda olan cep telefonunu kapdığı gibi koşarak caddeyi gerisingeri geçip, karanlık bayır aşağı sokaklardan birine dalıp kayboluveriyor.. Hani şu pompalı tüfekle vatandaşın sokağa indiği sokaklara !

İlk şoku atlatınca derhal çiçekçilerin yanındaki bir bakkala girip hattı kapattırıp oradan gerisin geri gördüğüm ilk polise ulaşıyorum ,

Yer Taksim Meydanı Atatürk Anıtı 25 Eylül 2009 mübareklerin Cuması!

Maviş Kırmızı çakar minibüsün içinde büzülmüş bir memur var ,
O da görüşme yapmakda!
Camı tıklatıyorum , başını kaldırınca telefonunu kapatıp camını aralayarak mennuniyetsiz bir ifade ile cevap veriyor:
-''Nevar ?''
-Bakın Biraz önce şöyle şöyle oldu yardımınıza ihtiyacım var !
-Şu ilerdeki memura git,

-Birkaç adım adım daha attığımda yerde oturmuş arap kızları ile ingilizcesini geliştiren çelik yelekli memura ulaşıyorum , elinde kağıt bardak yanında seyyar çaycı olduğu halde bir kez daha olayı anlatıp yardım istiyorum ,

_'' Arabaya git söyle''
- Ordaki arkadaş beni size yolladı ama !
_ Ben burdan ayrılamam , Heykelden ayrılmamız başka işe bakmamız yasak!

KENDİSİNİ KORUYAMADIĞIMIZDAN
HEYKELİNE NÖBETÇİ KAFA DİKTİRDİĞİMİZ HEY ATAM!
KALK DA BAK BİR!
CAN VERDİĞİN SARAYIN MÜŞTEMİLATINDA AHIR DUVARINI YASA DIŞI YIKIP
KENDİNE ÇALIŞMA OFİSİ YAPANLAR NELERE KADİR ?
ÜSTELİK OVAL DEĞİL DÖRTKÖŞE OLDULAR AMA DÜNYADADIR BİL Kİ AHİR !

Sancım ve şaşkınlığım yerini yavaş yavaş kin ve kızgınlığa bırakmak üzere!
Arabaya geri dönüyorum ve arkadaşdan anonsla yardım istemesini rica ediyorum !

- ANONSA YASAK KARDEŞİM !
- peki ne yapmalıyım?

Hemen arabanın yanında çimlerde oturan iki vatandaş pür dikkat bizi izlemeye başlıyor!
O arada kepli ve göbekli mavi gömleği süslü düğmeli bir memur daha yanaşıyor.

-Ne var kardeşim ?

Sil baştan olup biteni anlatıp kendimi tanıtmaya çalışıyorum

- Tamam , İstiklale gir Ağacamii'nin karşısından sola ,sonra 2, sağa Beyoğlu karakolu orda
git ifade ver burdaki kameralardan üç ay içinde bulurlar !

-Bak kardeşim senin valinin karısınında elbisesi benden çıkar ,
yürüyecek halim olsa dert değil
derdim telefonda değil
sadece içinde bir çok önemli kimliğin fotografları problem , Başta SN SEMRA SEZER olmak üzere sn Başbuğun eşi dahil bir çok korunan ismin şahsi bilgi ve görüntüleri var !
Lütfen bir ekip çağırın !

-VER BAKAYIM KİMLİĞİNİ !
memuruna uzatıp
- ŞUNUN GBT SİNE BAK!
Diyerek nüfus kağıdımı memuruna verip ve arkasını dönüp yürüyüp AKM' doğru ilerliyor amir!

Yerdeki vatnadaşdan minibüsün plakasını henüz kapattırdığım telefon numarasına mesajlamasını rica ediyorum , vatandaş ise hemen hazır zaten !
elbet yeni hat gelir, elbet o plaka bana ulaşır , olma dı mı i o gün o saattde o GBT girdisi zaten belli değilmidir?

Bu durumda , bu Kentin Taksim meydanındaki taksi başına 225 tl haraç alarak kaçak durak çalıştırına bilin bakalım hangi zihniyetdir?

İnceleme sonucu kimliğim bozuk bir surat ifadesi ile bana uzatılıyor:
Baba Adı Sungur Tekin
ana adı Güner
Nüfüs kaydı kadiköy
doğum Ankara 57
pek rastlanamaz bu şehirde artık değil mi ?

-Gidebilrimiyim şimdi ?
- Amire sor
_ Neden siz cevap vermiyorsunuz ?
- Verdim ya kimliğini git demek işte git işine be !

İşte kızları ile silah atınca ejeküle olan zihniyet !
İşte Karılarına avanta elbisenin hayalini kuran hakimiyet!
Helal değil hakkımdaki zilliyet !
İşte size yep yeni bir başka piç Cumhuriyet !

Artık o cep telefonundaki bilgiler sizin korumaya çalıştığınız bir çok insanın şu an kim bilir kimin eline düşmüş güvenlik ihlalini belirler !

BUNDAN BÖYLE BEN O KASIMPATILARINI SENİN LEŞİNİN KATAFALKI NİYETİNE OKUNASI BELANIN GELECEĞİNE SUNMAZ MIYIM?

SORUMLUSU BEN DEĞİLİM !
BİZ DEĞİLİZ!
YETENEKSİZSİNİZ !
BİLİNKİ HEPİNİZE YETERİZ !

Barbaros Şansal

22 Eylül 2009 Salı

DEĞİŞİM: CHANGE EXCHANGE

Hadi değişelim mi?

Mesela, hayatında reklam posterleri dışında hiç bir belediye ihalesine kendi imzasını koymamış arka bahçesi Zarıgül'e ziktidarın mühürünü verelim mi ?
Zaten karakolda ayna varken aynı teraneyi dinlemeye devam hala edelim mi ?

Bir varmış bir yokmuş,
Teşvikiye camii'nin sebilinde malum beleş çokmuş.
Sağ yanağında benleri olduğu için de
nikah şahitliğinin güzide başkanı o zamanlar hep sola otururmuş,

Devrin Kültür'lü bakanının oğlu ile oğlunu ortaklığa oturtmuş.
Sonra orası çok moda dondurmacısı olmuş
Bakanlık koltuğu kıçdan gidincede
Veledi zina pruvadan patronluğa soyunmuş,

Eski mali şube müdüründen vekilde belediyeye sokuşturulmuşmuş!
Artık eski eşi GayFriendly Rixos Libertas Hotelde genç oğlanlara doğrulmuş
Antalyada iki tatil köyü de cukkacık cebe konulmuş
Bunun kursağında şimdi haram mı olurmuş?

Hatırlatırım kolu kanadı kırık bir genç Abide i Hürriyette
Seçim kervanında davul zurna coşmuş
Oysa adam bir zamanlar esmer güzeli türkücü kadının jigolosuymuş
O kadın ağar abiden parayı alır buna masa üstünden buyururmuş

Hadi değişelim, şey deymiş şeyde don mu dururmuş?
Magazzin gecesinde sahne alıp Özal liderim diye buyurulurmuymuş?
Meğerse bit yeniği artık onurmuş
Değişim deneN şey çokdan hayatın dumuruymuş!

Ey kafirlerin gavur evladlarının dölleri
Sanarmısınız ki bu halkın sağ duyusu yokmuş
Birgün gelir patlatırlar ensenizi
Bu palavralara karınlar çokdan doymuş !

ARTIK SİZİN GİBLERE MİLLETİN KARNI TOKMUŞ!

yamak

19 Eylül 2009 Cumartesi

DİKİŞ MAKİNASI GICIRTILARI 08

Dalmışım gece ekranların boyalı kuş kılıklı zaplarında bir yerde bir görüntüye!
İrkilerek kendime geldim birden;

Biraz önce anlamaya çalıştığım, Suudi kralının Türk öğrencileri de hedeflediği bilim ve teknoloji üniversitesine yaptığı 10 milyar dolarlık bağışı bir kenara iterek hemde beynimde !

Merkel Gül vs vs 1400 kişi kutlamaya gitmekde !

Bu durumda acab orda da mı Bülly'nün,
kağıthanedeki çin malı pazarı Euroflora'dan alınmış,
paketi 30 centlik kelebekli elbisesinden mi giyilse?
Malum sermaye köpeği gazeteciler de bu konuya da eğilse :

Derken, ZRT da da bir burnu platinli estetik harikası şöför nebahtale cilveleşmekde !
Hemen ardından, bakkal brandası dişli aşifte,
amuda kalkmış kaşlı,
açıkda birşey görmüş ifadeli bir başka hipermarket güzeli ile söyleşmekde !

Ahlak ile ekmek arasına sıkışmış değil,
bacak arasına takılı kalmış akıllar bu ülkede !

Derken birkaç erişim sitesine dehaca bir manevrayla yasak indirilmekde !
Acaba hangi müştekiler bu arada ceplerine biraz daha haram itelemekde ?

Hadi ;
Biraz da feyzboğk mayspeys hatta tweetli köşelerde gezmece,

Bir şarapcı 600 şişelik kavda, 180 euroluk mönüden seslenmekde,
oralı delik eğilli zenne ise o kankasına da adresler tavsiye etmekde!
Hayat ne güzelmiş sanırlar be !
Geçmiş ve asalet satın laınmaz hatta harcanır hayatın en içinde !
Oysa Prens Rainer Tunan'ın çürük köprüsünden geçmemişti orda bile :)
Asgari ücret ise 600 tle ile döndürmekde bu milleti deliye !
Arı gurubu da çıkmıştı bu sayede nafile,
Bunlarda sanki elde afyonlu nargile bahane !

Kargam baygın , fatihde kürek kürek çokdan kutsal darbe,
bu sanki karabasanla sanalda değil analda mücadele !

Halbu ki bilmezler ;
Patronların otellerinde rakip köşegen yazarcıkların çapkınlıkları çarnaçar fişlenmekde!
Çoğu bilir bilmez canlı yayınlarda ötmekde..
Herkesin önünde ise üflemeli bir pervane,
Tüdanya misaliboyalı saçlarını rüzgarlara savuradursun şahane :)

Ayı balı bol bulunca kıçına sürermiş ,
bazı mecra mahlukları ise lubrakitif olarak kullanıyor .
kiminkini yalayıpda alıştılar altın baş parmağa
artık zırvaları çokdan ahmakça kapkaçcı gibi deliyor ..

Gün olur devran döner,
Ümit Deniz' in oğlunun Çallı portresini bir şişe şaraba
Pürtelaşd'a nasıl sattırıldığına söver
Yer gelir düzen belirir
Kimini süzer kimini üzer .
Ama bir gerçek vardır ki
Bu gün yazıp çalan, gün gelir kışkışla kışlada oynatır gider !

Terzi yamağı 'ndan 09 eylülü
bayram armağanı !

10 Eylül 2009 Perşembe

DİKİŞ MAKİNASI GICIRTILARI 09 (09.09.09)

Fuzuli'den aruz, şimdi Serdar Ortaç bestesi, Sibel Can inlemesi
ve belediye üçlemesi ile lale devrindeki karpuz !
Kabuğu denize tohum oldu gitti, henüz doğmadan elde topuz !
59 dakika önce · Yorum Yap · Beğen / Beğenmekten Vazgeç ·:)

Fuzului Nefi, Baki gibi yazarlar divan edebiyatında aruz veznini kulanmaktaydılar.
ve lale devrine de denk gelen bu süreçde yürü servi_i revanım gidelim sadabade
şiirinin son 4 lüğünü T.C. milli eğitim bakanlığı ders kitaplarına koymaz .
Çünkü yazar aslında cuma vaktinden hocadan izin almakdan bahsetmektedir..
Böylece içlerindeki iblisliği gizlem peşindedir...

Ancak lale devri bitmiş,
İstanbul kenti höt lalesi ile artık çiçek açmıştır...
Ve Gülben Ergen tarafından da tasarlanan polyester lalalerin,
Taksim anıtı yanına konması ile üstelik ...

Üstelik,
Serdar Ortaç yeniden bestelemiş ( balin's fm deki günler ahhhh )
ve Sibel Can bilmem kacıncı kez mazlum mazlum ağalayarak da seslendirmişdir..
Belediyeler ise festival , iftar, sünnet, düğün , dernek çadırlarında bolca şak şaklatttırıp zaten dinletmiştir ..

Bu arada, İran karpuzlarının çekirdeksiz kabukları çoktan marmara sahillerinde sarı yaz tatilindedir ve henüz zar zor ithal edilmiş karpuz tohumu çekirdekleri ise ekilmeden bile denize sürüklenmiştir ..
Bu durumda karpuz belkide zevkden dörtköşedir ve kimbilir hangi nazır ve hazırın daldır oğluna kanunlar ile peşkeş çekilmektedir ..

Demişiz hep fezy alırkan bu boğklardan !
Birde madalyonun öbür yüzüne göz atalım mı ?

Acaba güneşli Ayamama dersi yanındaki araziye Sabah gazetesi çillerin topuk sesleri ile yerleşmemişmidir?
Basın express adını alan yolda Star tv Ümit Güner'in mum söndü meselesi ile leşleşmemişmidir?
Hüriiyet medya towersda Cnn netleşmemişmidir?
Tgrt tezgahtar saolist yapıp nostalji kraliçeleri yetiştirmemişmidir?
Kanal 1 Merkaz stüdyoları peki nerdedir?
Habertürk hemen yıklına köprünün karşısında değilmidir?
Mesut yılmaz'ın kurabiyesi orada salyaya dönüştürülmemişmidir?
Ali Kırca canlı yanında selden etkilenmemişmidir?

Devam mı edelim Tim Başkanı Oğuz Satıcının tekstil ofisi nerdedir?
Acaba Tır parkı olan adresin adı Ulusoy değilmidir?
Aprida Sabri Doğan orada mayo üretmemişmidir?

Ucuz ve sigortasız işçi ilk olarak malum sermaye tarafından oraya yerleştirilmemişdir?

Say say bitmez be dostlar!

Bu aşağılıklar ellerinde Cohiba puro ve Şarap kadehi ,
yok eğer laik değillerse seccade ve inbenin tesbihi ile neredeler dersiniz ?

Bırakalım da sadede gelelim, Bu kayıkçı kavgalarına sır vermeyelim .
Ser serelim önümüze bir kez daha ve diyelim ki :

Topuza gelince !
Elbet halk eline alıverir,. işte o zaman su değil kan sel olur gelir !
Bir koltukda üç karpuz artık yer değil şer verir !

Barbaros Şansal
yani
Terzi yamağı :)

9 Eylül 2009 Çarşamba

..VE DE EGM YAĞMACILARDAN TARİKATÇILARIN MALLARINI KORUYOR ! AMA VODAFONE O ARADA PATLIYOR ! BU ARADA GUZİDE MEDYAMIZ SONKİ ORAYI ONLAR O HALE GETİRMEMİŞ GİBİ CAN CAN LI YAYINLARI İLE SUÇLU İLHAK EDİYOR . İNANAMASAM DA, HALK DİLİNDE ''VALLAHİ'' TAKLİD İ İLAHİ BU !
157 adet, şahsına özel imzalı, 3. sınıf hamur kağıda matbaa mürekkebi hayat daha İTÜ postahanesinden sahiplerine ulaşmak için 09.09.09 da yola çıkmştır :) sele kapılmazsa Orhan Veli gibi çukuruna kurban olmazsa tez elden ulaşacakdır !
ÇARŞAMBA'NI SELİ ALANI İLDEN KOPARDI, ASIL YAĞMACI MEDYA, PLAZASINDA AMA HALK SOKAKDA ÇÖP YAĞMALAMAYA MECBUR KALDI ! TEBRİKLER İBB, TBMM; AKOM, KIZILAY :)) PO ovası SA maması :)) işte İstanbulun AYA MAMA'SI! bkz KArlofça Andlaşması :)) İlberrrr bardak'dan boşalıyoorrrr :)))

7 Eylül 2009 Pazartesi

Hayatı bezayağı dokuyarak atkı ve çözgüyü iyi süzün, her tezgahdan çıkmaz ki kumaş hep ütülü ve hep düzgün!

takke düşmüş kel takkiyesi görünmüş, AB üşütmüş, İMF üşüşmüş, TSK bürümüş, EGM çürümüş, TOKİ almış yürümüş İBB yürütmüş, TBMM oturmuş kah kah gülmüş,

bye bye A.B.; merhaba i.M.F.; hoşçakal reformlar, hoşbulduk açılım , kolay gelsin T.C. ?

ehramlı küçük oğlan çocukları ile lüks otellerin odalarındaki kundekari kapılarda albüm kapağı gibi fotoğraf çektirenler hadım edilmeli mi sizce ?

acaba hangi genel kurmay görevlisinin iki kadınla olan otel odası alemi resimleri kimin elinde ? bkz dikiş makinası gıcırtıları 07 :)

DİKİŞ MAKİNASI GICIRTILARI 07

Eylülün gün batımında, yavaş yavaş semadan yeryüzüne süzülürken, flaplarını açmış kanadın altında, topraklarım hüzünlü bir gülümseme ile bir kez daha kucak açmıştı o gün bana ,
Ayaklarımın altında günlük müstakil siyasi gazeteler yığılmış 3 saatlik uçuşum nihayet sonlanmıştı zaten o arada ..

Yalınkılıç göz attığım paçavra gazetelerimiz yeteri kadar aklımı bulandırmış , kültüre, övgüye ve özveriye doyduğum günler bir kez daha geride kalmıştı..

Dış işleri görevlilerimizden yurdumun durumu hakkında duyduklarım ise epey başımı ağrıtmıştı. Prestijimizin sıfırın altında olduğu maslahat güzarlarımız tarafından açıkca dile getirilmişti bir yemekde PARİS'de .Genel kurmay görevlilerinin iki bayanla seks alemi resimleri ise herkesin elinde gezmekde !

Kimi küçük oğlan çocuğu ile ehramlarda zevk alemine dalarken, diğer köşe kapmış zavallı köpekler ise birbirlerinin yatak odasını çoktan ifşaya başlamıştı bile !
Ahlak ve ekmeği karıştırmış Türk medyası bir kez daha ihanet ve gaflet hatta dalalet içinde vatanımı satmakdaydı . Domuz üretimine teşvik resmi gazetede yayınlanırken, domuz gribi bahane edilerek tüm yolcular fişlenerek yurda alınmakdaydı o gece ...

Günlerdir bir o yana bir bu yana bavullar ile savrulduğum, hem ziyaret hem ticaret gezileri gerideydi artık nasılsa; alacakaranlığın nezninde yavaşça Ata uçağının yanına yanaşmıştık yolcularla.. İleride dev gri gövdeli Bush uçağı da kibirli ve tepedeninmeci haliyle salınmkataydı apronda zannımca ..

Alanın keşmekeşinden sıyrılıp iftar vaktindeki boşlukdan yararlanarak eve ulaşmaya çalışırken, suzuluğumu gidermek için bir yudum su alıyorum yanımdaki şişeden.
Yolcu karşılamaya gelmiş güruhdan bir ses çalıveriyor kulağıma
'' Adiye bakın oruç oruç millet burda o gözümüzün içine baka baka su içiyor ''
Hoş bulduk canım Türkiyem diyerek devam etmekden başka çare bırakılmıyor zaten bana ..

Ertesi sabah güne başlamanın heyecanı sarmışken , tüm çalışanlarımızla yeni bir yıl için bir kez daha bir araya geliyoruz bu günlerde,
Ama aynı günlerde kapımdan, gençler üniversite zamlarını protesdo ederek akıp geçiveriyorlar aniden, Hemen karşı caddeye dizilmiş İ.T.Ü deki dizi çekim,nin kamyonları bile daha kalabalıkken üstelik ! Üstine üstlük, ardından 3 kamyon polis eşliği de cabası ! Polis kameraları fotografçılar bile daha kalablalık koşoşturması da işin çabası :)

Düşülen hal bu iken biraz daha düşün henüz vaktin varken !

Teriz yamağı
Barbaros Şansal