Follow by Email

Bu sayfada yer alan tüm yazı, resim ve buna benzer içeriğin tüm hakları Barbaros Sansal'a aittir. Izinsiz kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

26 Mart 2013 Salı

KİRLİ GÖRÜŞ



Yeni dünya düzeni


Sabahın altı sularındayız,
Orta Avrupa'nın doğu zengini, Almanca konuşulan ükesinin büyük şehrinin havaalanındayız. Güneş henüz, tarihte geri püskürtülmüş Türk siperlerinin ardından yükselmekte, hava eksi 5 dereceyi göstermekte, çok yoğun güvenlik önlemlerinden geçip bekleme salonuna ulaşıyoruz, 10-15 yolcu sessizce uçağa biniş çağrısını bekliyoruz...
Birden bire bir gürültü, bir uğultu ve bir hareketlilik geliyor dış bankodan,
Çok geçmeden üçlü beşli gruplar kavga dövüş geçiyor elektronik manyetik kapıdan.
Ama o da ne?
Havlu ehrama girmiş, altlarında lüks spor ayakkabılar ama Amerikan traşı saçlar içinde delikanlılar. Aralarında bir de deri paltolu, altı entarili orta yaşlı bir adam var. 
Hemen yanımıza ilişiyorlar ve zikir fikir arası bir muhabbete koyuluyorlar.
Ardı arkası kesilmiyor gelen güruhun.
Adeta erkek ordusu dolduruyor, sanki devir serveti finun ...
Derken siyah abayalı, çarşaflı kadınlar görünüyor peşi sıra.
Ama üstlerinde filizi yeşil bir de şal örtü kılığında,
Çin malı polyester reklamlı lacivert yeşil çanta da cabası.
Hele de aralarında ağzı emzikli, takkeli ve başörtülü çocuklar da cabası.
Sonradan anlıyoruz organize umre seyahati olduğunu,
Kalkış saati geldiği halde karmaşadan pek bulamıyoruz uçağa biniş yolumuzu.
Çar naçar geçiliyor kapıdan, 15-20 yolcuyuz belli ki farklı kalan her açıdan.
Yanıma yanaşan, 20 yıl sonra memlekete kesin dönüş yapan orta yaşlı bir kadın fısıldıyor kulağıma, "Evladım, şu hale bunların hepsi Türk burada doğmuş büyümüş, hatta oysa bak burası zengin Orta Avrupa.
Ayak üstü anlatıyor 400 bin Türk yaşadığını, ama hapisteki gençlerin toplam oranının hep türklerde yüksek kaldığını. İstatiskik; adam yaralama cinayet terör hırsızlık biraz da tecavüz ve ve vergiden yalan beyan aşırmalık...
Sessizce yerleşiyoruz kör sabahın nezninde yerimize,
Uçağa binen güruhda saygı hak getire.
Herkes kafasına göre bir yerlere oturuken densizce sırıtıyor gelen yolculara, kendine yer bul ahkamı sallıyor suratında ablak bir kahkahayla. Kabin memuruna hey abla baksana, bayan yanı yokmu allah aşkına?
Acil çıkış gerisine baktığımda anlıyorum milletimin halini.
Dünyaya hükmettiğini sanan aç tavuk buğday ambarında misali.
Bölünmüşlük ilkellik hatta rezillik her yerde, hiç üzülme bugünleri görmekde varmış kaderde.
Hız alıp havalanıyoruz nihayet, yarım saat rotar olmuyor ki sebebi cinayet.
Tam arkamda 3 genç, yarım Almanca yarım Türkçe damaklı.
İki sözün birinde keşke İstanbul'a insek, layla da güzel karılar var saklı.
Koltuğa tekme, şarkı söyleme ve ilahe okuma değil ki yasaklı.
Kahvaltı servisine yoksa domuz eti mi var sorusu da katılmalı.
Ufak bir trübülansda cüz cüz ayetler okunuyor.
Düz uçuşta argo, seks, dalga geçme gırla gidiyor.
Neyse ki iniyoruz İstanbul'a.
Yolcular ayrışıyor kalabalık koridorda.
Bir yanda rengarenk insanlar yan yana.
Diğer yanda kadın arkada erkekler önde lastik terlikle transit yolunda kirli sakallı adamlarla.
Kimimiz hayatın aydın yüzüne.
Kimimiz karanlığın temah eden paralı büyüsüne.
Adı olmuş kirli görüş baylar bayanlar üzülmeyin yeni dünya düzenine.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder