Follow by Email

Bu sayfada yer alan tüm yazı, resim ve buna benzer içeriğin tüm hakları Barbaros Sansal'a aittir. Izinsiz kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

14 Şubat 2012 Salı

BAKMA GÖR

Duyma anla...
Sabahın bir vakti elimde gazete, bu nasıl aileye takiye?

Lüks ve rahat bir koltukta baba modeli…

Elinde çarşaf çarşaf gazete, kim bilir neyin neferi?

Suriye sınırından çakma gökdelenli,

Bir de meydanda oturmuş kravatsız gömlekli.

Etrafında iş dünyası koşarken,

Önünde yaşlı, umutsuz bir bacı sersefil ve esefli.

Hüzünleri bilin!!!

Birdenbire etraf ekranda değişiverdi.

Düğün halayı, elde kırmızı mendil eğlenmeli.

Lira altınlar göğüsleri çil çil süslemeli.

Bugün eğlenceyi görmeniz lazım dendi

Oysa, değişen sadece ekrandaki hikâyeydi.

Mutlulukları görün!!!

Derken aniden kargaşalar dolu savaş çıkıverdi.

Toz duman yaralı adeta Ortadoğu misali.

Rahat koltuk, elde gazete bunu keriz bile yer mi?

Yoksa koltuktan savaş idare edenler lider mi?

İşte burada yeni bir sahne daha ekrana gelmekteydi.

Savaşları bilin!!!

Küçücük bir kız çocuğu gülümsedi.

Erkek çocuk nedense o zihniyete katmerli,

Zaten ana bacı yok ortada, yeter değil mi?

Koşup baba kucağına atlayıp, omzundaki kiri silkeleyiverdi.

Yemek masasına doğru ağır çekim ilerlendi…

Ailenize sunun!!!

Sokaklara naylon afişle ahlak satılsaydı, çekirdek aile tam kadro yaşardı… Şafak, alacakaranlık kılığını almazdı…

Oturduğun koltuktan, elindeki kağıttan anlamazsın hayatı.

Hele de gerçekse kağıdı, ithal mürekkebi Amerika’ndan pantone olmuşsa bakkal pazarı…

Okuyup yazma tablet tablet,

2 draje alınca geçmez her illet.

Şırıngadan gelirmiş inayet.

Merhem olur mu yaraya fitilden ibaret.

Şurup olsa bile içilmez bu yalancı meret.

Bakma gör,

Duyma anla.

Yeme lezzet al.

Dokunma sev.

Koklama, nefret yoksa görsel işitsel bir gerçek sanacaksın, o içinde filizlenirken asıl adı nefret.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder