Follow by Email

Bu sayfada yer alan tüm yazı, resim ve buna benzer içeriğin tüm hakları Barbaros Sansal'a aittir. Izinsiz kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

14 Şubat 2012 Salı

KORUMAK DEĞİL

Korunmak önemli
İnsanlar doğarken adlarını, ailelerini, cinsiyetlerini hatta dil ve dinlerini seçemiyor ve ömür boyu bunu değiştirmek için mücadele etmeleri gerekiyor.

Üstelik kültür de devreye girince kültür mantarı husule gelip üstüne basılıverilebiliyor...

Her birey, evlat yetiştirirken dilini, dinini, kültürünü gelecek nesillere bildiği şekilde aktarıp, belki de ölümsüzlük denen saçmalığa bilmeden hizmet ederken aslında nasıl da affedilmez yanlışlar yapabiliyor...

Örnekleyelim:
Türkiye Cumhuriyeti, doğarken vatandaşlarına iki ayrı renkte nüfus kağıdı vererek ayrımı başlatan tek ülke... Homofobi ve transfobinin at koşturduğu ülkelerin de önlerinde bir yerde. Ancak cinsiyet değiştirmenin de anayasal bir hak olduğu bir ülke. Yani seç -beğen -al pazarı bir şekilde... Bu yüzden 12 yaşındaki kız çocuğu satılırken senet sepet ile, bir de bakarız ki devletin ve medyanın bulamadığı aile Müge Anlı mahkemesinde...

Yine Türkiye ideolojik ve ahlaki değerleri kanunlar ile korumaya çalışan bir başka ülke (genel ahlak kimin ahlakı o da ayrı bir mesele). Bebek parkında, sırtında Allah dövmesi var diye öldürülen barmeniyle, ya da Atatürk’e hakaretin başbakana hakaretten daha az ceza aldığı mahkemeleriyle...

Ayetle felaketin, ihanetle sefaletin, cehaletle hıyanetin gaflet ve dalalet içinde yoğrulduğu bir bilmece...

Oysaki zina, çoktan çıktı suç olmaktan bile:
Gidince Nüfus Müdürlüğüne, bir dilekçe ile din hanesi de siliniveriyor sessizce...

Kimi kolejde, kimi imam hatipte ve ardından başlayan üniversite ve meslek yüksek okulu rezilliği ile...
Eğitmiyor öğütüyor artık adeta Bologna yasaları eliyle.

Kültürde ise ayrı bir işkence:
16 devlet kurmuş Türklerde bir tek Selçuklu ve Osmanlı gündemde. O da çakma polyester entarili dizi ve de soğan kubbeli kapıları binalardan büyük lobili çakma mimarisi ile...

Bir yanda Recep İvedikle bir yanda gelecek kaygısı ivedilikle...

Eski manken jigololar verdi bile kendini dine...

Kimi don sütyen, kimi pardösü eşarp ekranları süslüyor.
Nerede bu coğrafyanın asıl kadınları?
Tarladaki yemenisi şalvarı?
Fabrikadaki levyesi ve tornavidası?

Otur 3 çocuk doğur, gelsin üstüne de 3 karı...

Benden söylemesi,
Bu işin sonu olur akıl keşmekeşi.
İşin olmaz ise taze aşın olmaz,
Biat ve inayete cinayet sorulmaz...
Eşin sana yar olmazsa bil ki leş olur
Anlamazsın yarının bile lağım olur ama kokmaz!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder