Follow by Email

Bu sayfada yer alan tüm yazı, resim ve buna benzer içeriğin tüm hakları Barbaros Sansal'a aittir. Izinsiz kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

24 Kasım 2011 Perşembe

ESER KARADENİZ RÜZGÂRLARI

Bir başkadır Samsun aşkları
Samsun Esnaf ve Sanatkarlar Odası (KAGİD) Kadın girişimcilerin daveti ile Samsun Olgunlaşma’da okuyan öğrencilerimiz ve aileleri ile bir söyleşide buluşmak üzere yola çıkıyoruz. Samsun Çarşamba Havalimanı’nda, ellerinde çiçekleri ile çoluk çocuk gelmiş o sıcak karşılama komitesi aileler ile hemen kaynaşıyoruz...

Akşamın alacakaranlığında ışıldayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma vapurunu geçip konaklayacağımız otele ulaşıyoruz ve ertesi günün yoğunluğunu planlayıp uykuya dalıyoruz.

Sabahın ilk ışıklarına eşlik eden Atakum Dalgaları beni yatağımdan kaldırıveriyor. Sert rüzgârın sahille kucaklaştığı kıyı şeridinde köpekleri ile yürüyen bir de bayan olduğunu görüyorum. O mutlu tablo tüm olumlu duyguları bir anda vücuduma yüklüyor. Kısa bir kahvaltının ardından 19 Mayıs Üniversitesinde okuyan bir fotoğrafçı arkadaş ile çekim yapmak üzere sahile çıkıyoruz. Sert rüzgâr saçlarımı savuruken ben de bir kez daha Samsun aşklarını düşlüyorum...

Etkinlik için merkeze doğru yol alırken tanıtım afişlerimin bilinmeyen nedenler ve bilinmeyen kişilerce söküldüğünü öğreniyor ve şaşkınlığımı gizleyemiyorum.

Kenti, adeta yırtarcasına ikiye bölmüş ve denize küstürmüş korkunç tramvay yolu bir anda nasıl büyük hatalar yapılabildiğinin etiketi olarak gözümüze çarpıyor...

Salon çoktan hıncahınç dolmuş. İl Özel İdare’nin yıkılmasına karar almaya çalıştığı binaya çöken stres gözümüzden kaçmıyor. Yörenin ailelerinin yıllardır bölgeye nice evlat yetiştirmiş olması ise kuruma ayrı bir medeni ve aydın koku katmış. Öğrenciler tertemiz üniformaları ve heyecanlı gözleri ile inanılmaz bir enerji yayıyorlar. Söyleşi akıp gidiyor... Soru cevap bölümüne geçtiğimizde salonun ortalarında bebeğini emziren örtülü bir kadının farkına varıyorum. Diğer bir köşede Ordulu başka bir genç, hemen beride Kirazlı’dan bir baba, berisinde bir şalvarlı nine... İşte ailelerin evlatlarının eğitimine katıldığı bir başka olumlu günü daha derin derin içime çekiyorum. Samsun aşklarını bir kez daha hissediyorum...


Gün ertesi oluyor... Tüm yurttan gelmiş nice okul, Ata heykeli ve Bandırma vapurunu akın akın ziyaret ediyor. Genelde öğrencilerin rağbet ettiği kahveler sokağında karnımızı doyurmak ve soluklanmak için toplanmış halde buluyoruz kendimizi. Elinde sabah alışverişi ile giden bir anne sıcacık selamı ile günümüze renk katıyor. Şakalar, gülüşmeler arasında vakit akıp geçerken hemen yolun başından elinde değneği ile gelen bir yaşlı kadının farkına varıyoruz. Bizi geçip yola devam edecek iken birden durup bana dönerek:

- Evladım, sen şu terzi yamağı değil misin?
- Evet hanımefendi benim, buyrun.
- Bak oğlum, hemen şu arkadaki yeni camiiyi gördün mü?
- Gördüm efendim, modern olmuş.
- Orası eskiden genelevdi…

Şaşkınlıkla herkes birbirinin yüzüne bakıyor.

- Anlayamadım, bunu neden söylediniz?
- Eskiden aşkalarımız (kocalarımız) ortadan kaybolduğunda gelir onları burada bulurduk. Sonra bu yezidler genelevi yıktılar ve yerine bu camiiyi yaptılar. Oradaki hayat kadınları ise mahalle aralarına yayıldılar. Şimdi artık adamları bulmakta zorlanıyoruz.

Bir kez daha anlıyorum ki Samsun aşkları da artık değişiyor. Bir yandan modern olacağız derken bir yanda da yobazlaşılıyor.

Rüzgâr, sokağın başından kıvrılıp yüzümüze sertçe bir kez daha vuruken, aşklarını mahalle arasında kaybetmiş nine ağır aksak adımlarla gözden kaybolurken örtüsünü bir başka düzeltiyor...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder