Follow by Email

Bu sayfada yer alan tüm yazı, resim ve buna benzer içeriğin tüm hakları Barbaros Sansal'a aittir. Izinsiz kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Top'lu iğne 17

Cumhurbaşkanına etek giydirme çabalarına iğne batırmak!

Zagalaşmak mı hayırlı olan yoksa asla zagalaşmamak mı?
Kimi zaman tadı, kimi zaman da teşbihi ekşisinde de var; İtü*sünde de, ütüsünde de.
İt sürüsü kadar yazar yepyeni ironik anlamlar üremekte.
Birde zagasözlük açık şu an sağ köşemde.
Referans merkezlerinin adı değişiyor dikkat!
Siz de yazar olmayı bir denesenize...

Bülly bebeğimin hikayesi henüz gündemden düşmemişken. Haftasonu dergisinden tutunda, zagasözlük.com’a, oradan da kaosgl.com’a dolanıp duruyordum o ara.
Üstad Ali Saydam bey ise, Reina da aşırılan ayakkabılarım hakkındaki istihbaratını yanlış kaleme almış, ne kadar da marka bilir olduğunu anlatıvermişti külahıma. Guardiani, Gueri oluvermişti. Yani nöbetçiyi savaşçı yapıvermişti kendisi. Kalemi sürçmüş olmalı.
Neyse. Eh, bende 17’lik kız gibi rüştümü ispata bir kala, şu sezon sonunda, bir şezlonga uzanıp, son bir rüya daha göreyim dedim. Ama ne rüya? Çok gizli Candarlı davasının istiharede ulaşılası önbalayındaki hülyasına dalayım dedim!

Bir giyinme derdidir gidiyor fesupanallah. (bkz. Tv dizisi)
Tabi bir de soyunma meselesi var. (bkz. s.o.s.yetik) Mesela dönsöz şekure, kıçını açıp başörtüsünü savunuyor! Eee zaten beygire de eşşek diyor kendisi. Bu arada deve yükü toplayanlar, deve çükünde harcamaya çalışıyor servetini. (bkz. deve yüklü tdk) Halbuki, son anda bozulan bir evliliğin damadı, düğün gecesi Dar-ül Acezeye düğün yemeği bile verebiliyor zengin gönlü işte..
Hem de orada eğlenerek herkesle ve hep birlikte.

Sadede gelelim. İstiklal caddesindeki bir tarihi fotorafçıyı anlatmıştım sizlere.
Vitrininde farklı devlet büyüklerinin, farklı örnekleri vardı bir zamanlar. Hani şimdi Türklish dili ile “kahvechi” olan. Oktay Sinanoğlu’nun telefonu kesilince almıştı kalemi eline ve demiştiki bye bye Türkçe. Ne alaka demeyin bana sakın. Sıkı tutunun. Asıl bomba geliyor. Galiba Atatürk’e etek giydirelim deniyor... İşte o Dubai sermayesinin kağıt fincanlarının telvelerindeki kahve falı söylüyor bunları yine bana bu rüyamda.

Hayal ve gerçek arasında bir kez daha sıkışıyorum. Ve Mebusanın kılık kıyafet devrimini unutup, özürlü bir evrime yöneliyorum. Kadına da frak giydirilmek isteniyor bu ara.
Orkestra şefi kılıklı penguenler olarak, o 16 avizenin altında ışıldayacaklar alim allah.
Peki Abdullah bey seçilip, frağı giyince ne olacak?
Hatırlayın o zaman Soner Yalçın’nın Mevhibe’sini.
ana kalsa eteği giymesi gereken abide i dullah başka da neyse bu konulara girmeyelim.
Sonra yalın kalem değil yalan kanun bize girerler mazallah!
Bu arada Emniyet müdürlüğünü de birden kostüm fırtınası vuruyor.
Adeta Dean kasırgası vurmuşcasına tasarımlar oluşuveriyor.
Ama birden Katherina’ya dönüşüyor ve tasarım müsveddesi toplanıyor önüne 3 ay resmi araç nöbete durmuş atelyeden. (bkz. Baltacı Mehmet Paşa)
Ve adam boyu tahta sopaların belli olmayacağı sosyete robokop’u kılıklı ucubeler dökülüyor podyumlara. Ne garip oradan da koğuşlara uzanıyor o catwalklar.

Deve yükü için yürüyenler süt dökmüş kedi oluveriyorlar birden.
Şimdi aynı zihniyet ormanın bakılığına da çalışacakmış.
Korucular kapıda nöbette olacakmış. Vallahi gazetede okudum. En iyi o işi yapacaktır modacımız hiç şüphe duymalıyım. (bkz. bu moda) Katıla katıla gülün biraz da şimdi. Putoğlu’ndan, güllüye eşarp meselesi de oldu mu bize bir düzmece?
Hele bakın sanki herşey gülmece. Yer se? Hadi devam edelim.

Kızılayın sakinleri derki sür vücuda DDT. Kanını sineklere değil bana bağışla ki sana geri satayım. Kanını bir kez daha alayım. Bar şarkıcısı, türkücüsü yönetimde ise kullanmak gerekir “aeresol” birileri elzem dedi diye. Ama zehir değil, koltuk altı deodorantları olmalı bu. Burnuma yine pis kokular geliyor. Alınteri değil ki o pis su kokusu. Bu değirmenin suyu nereden geliyor dedirtiyor insana. Bir sermaye 90’a 90’a çomak sokuyor yanına ve 20 santim bir arabezini dikiveriyor. Ve bunun 110’a 110 regülatör olacağı sanılıyor. Biz, o 110’u çoktan 220 yaptık beyler. Saç kurutma makinalarınız daha iyi çalışsın diye değil. 110’a yapışırsınız 220 fırlatır diye. Şimdi saygıyla eğil. (bkz. Oral Eğil)

27.08.2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder