Follow by Email

Bu sayfada yer alan tüm yazı, resim ve buna benzer içeriğin tüm hakları Barbaros Sansal'a aittir. Izinsiz kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Top'lu iğne 27

ÇADIR DÜĞÜNÜ

Yıldız tarihi;
hicri 33 65 744, praline bayramı
ve iniş yörüngesi ise Jedi’nin de Cudi’nin de çadırları değil!

Bir yanda, size bahsettiğim Çeçen baskını mağdurunun karısı Ayışığı hanım sınır ötesi harekatı konuşmakta; diğer yanda ise, seferi kolonilerle Hiçtinye parkından sıkılarak çıktığı keşif ve alışveriş gezisini, bayramı da bahane edip, üslerinin iniş pistine babasının uçağı ile geri dönmektedir.
Hava koridorları devrin Bush’a bakanının uçağına da yol vermeye çalışmaktadır.
Zaten tüm bu yollar galaktik emperyalin kontrolü altındadır.
Yüksek konsey ise, sömürge olarak elde ettiklerinin ganimetlerini kervanlarla düğün alanına taşımaktadır. Giyinmekte mubah olduğuna göre giydirmekte artık mübahdır.

Aynı havaalanı içinde, saltanat gemilerinin imparatoriçesi ile evli olan eski Katılgan filo komotanının oğlunun çadırı ise Yahudi organziatörler tarafından meşhur düğün için hararet ile süslenmektedir. Normal vatandaşlar alan çıkışında gezegenin dar sokaklarına ya da siyasilerce kesilmiş baba caddelerine ulaşamamakta ve sorunlar yaşanmaktadır.
Ama kimin umurunda?
Tüm bu hummalı çalışmanın amacına gelince:

Havuzda bikini ile güneşlenen kadının anneansesinin sandığından çıkan altınlarıyla da, duruma kurumsal bakanın oğlunun düğününde simitçisinin getirdiği altınlarının kıskanılması dahi söz konusu değildir. Medeni nikah gereklidir. Ama imamın kıyacağı dini nikah için daha fazla altına da ihtiyaç vardır. Hani elektrik demiştik de kolonial dövize endekslemiştik ya! Onun gibi bir şey işte.

Vatandaşların evcil hayvanlardan sonra chiplenmesi ve fişlenmesi için de bu altınlar muktedir iktidarlar için elzemdir. Ama aynen Viagra gibi. Çünkü evren tüm iktidarları seçildiklerinde ayakta alkışlar ta ki gaflet ve dalalet içine düşüp nefret edilinceye kadar.

İşte o Pazar Beşiktaş maçı sonrası iftara gelen bir memur dostumu resmi aracına yolcu etmiş, apartımanımın kapısına yayan dönmekte idim. Karanlığın içinden aniden karşıma çıkan iki arap turist bana daha önceden yanımızda olan ve şimdi taşınmış olan hava yolu şirketinin adresini sormuştu. Saat 22 00 suları durulduğu doğru muydu?

Derken gün geldi çattı. Şenay Düdek ve ustam Yıldırım Mayruk beyefendi yanımda olduğu halde biniş kartı 219 nolu Dubai uçağının kapısına çarptı.
Hey bre bayat hayat. Bayatlamaz yoğurtlara banıyoruz seni!
Kuyruk sürer gider de bir püflük ve bir kahvelik vakit kalmaz mı dört saatlik bayram tatili uçuşu öncesi? kalır elbet. kalır da yamak da yolda kalır!

Önümdeki masada, kentli iki çift çantamdan düşen isim etiketi nedeni ile ismimle sesleniveriyor. Eğilip yere düşen kabin etiketini alıyorum. Önümden geçen iki gölge kasaya yaklaşıyor ve iki de sandeviç ısmarlıyor. Isırır ısırmaz ise -Sizde domuzsunuz. Bunda domuz eti var. Paramı geri verin. deyiveriyor.
Müdahele gecikmiyor. Nazikçe uyarıyorum:
-Haklısınız üzerinde ibare yok. Ama bunu bta’ya yazmalısınız. Küçük hanım beyefendinin parasını iade etmek mümkün mü acaba?
Dedikodu çarkı gibi bir telefon trafiğinin ardından sorun çözümleniyor.
Ve genç sakallı yolcu bana dönüp bir sigara talep ediyor.
-Thank you. (teşekkür ederim)
-Dont mention. (belirtmek yersiz!)
Derken adımı bir kez daha duyuyorum.
Bozuk şivesi ile İngilizce olarak 501 blue jean’ li arap bana kimliğimle sesleniyor.
-Barbaros Şansal bey. Üç gündür birlikte idik. Beraber seyahat edeceğiz ama yolculuğumuz sizinle daha devam edecek.

O gözler aynı mavi gözler.
Apartıman kapımdaki aynı telafuzdaki sesler.
Teşhisde şüphem yok.
Uçmayı reddediyor ve bagajımı uçaktan indirtip derhal havalimanı emniyetine müracaat ediyorum. Son derece profosyonel sondajlarda ne yapılması gerektiğini emniyet görevlilerinden öğreniyorum.

Sonuç Mu?
Dostlarım orada ben burada!
Kapıda 24 saat sivil, gönlüm olamadı bu bayram hovarda!
Kim bilir belki başka bahara buluşuruz belki de eskisi gibi bir Libya çadırında?
Oysa o gün yoktu benim altınlarım boynumda.
Her şeye rağmen otağ kurdum, gülüyorum hayata!..

Bir ekim 2007 bayramı gezisinden önce :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder