Follow by Email

Bu sayfada yer alan tüm yazı, resim ve buna benzer içeriğin tüm hakları Barbaros Sansal'a aittir. Izinsiz kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Top'lu iğne 31

Bir varmış, bir yokmuş.
Dağ fare doğurmuş.

Şu yüce allahın işine bakın hele!
Ne analar var ki, pipisi özürlü aslanlar doğurmuş nice makamlara..
Boşvermeyin siz bu lafa.
Sorun iavunmaya ya da Bush'ha bakana!
Nasıl olsa onlar hep sığınır kendi tabirleri ile defans'a.
Ama gerçek belgeler hala T.S.K 'da!….
Bu iş benzemeyecek Sevim Tanürek vakasına?…
Biri check eder de apışırsınız sonunda..

Constantinapolis, Hierapolis, Metropolis ya da Annapolis.

Günümüzde tüm senaryolar ya Vatikan'da ya Washington'da
ya da vaadedilmiş topraklardaki Havra 'larda yazılıyor.
Chavez, Sarkouzy ile buluşmasının sonucunda, dünyaya Dracula'yı anlatırken biz hala homoseksüel belediye başkanını tartışıyoruz.

O arada ben 11 000 metrede, Alp'ler yolundayım.
Günü birlik çıkışlarda yurtdışına çıkış harcının artık muhaf olmadığının yeni farkındayım. Zorunlu ve bazıları sorunlu yolcu profilini isterseniz hiç anlatmayayım (?)

İndiğiniz ülkede, havalimanının hemen altından, adeta metro konforunda tüm ülkeye bağlanabiliyorsanız, ve üstelik bu saniye şaşmayan yüksek teknoloji ve servis içeren trenler ile oluyorsa hemen sorgulamaya başlıyorsunuz.
Sn. Osman Durmuş beyefendinin uslubuna ulaşmanız pek de zor olmuyor. Nerem doğru ki?

Daha uçağın kapısında didik didik Türk pasaportunuz aranırken, neden çoğu aynı hat yolcusunun, ya yeşil pasaportlu ya da altın tesbihli olduğunu hemen anlıyorsunuz.
Ve gözünüzün önüne birden, Atanın mezarından, bir reklam filminde pervasızca, karasaban sermayenin, dış mihrakların rüşvetiyle doldurduğu bankasını nasıl sattığı da geliveriyor.
Satmışım çiftçinin anasını türküsü de dilimde, gümrüksüz kapıya doğru adımlarımı hızlandırıyorum.

Bizdeki kahvehanelerin aksine o kafayla sıradan bir istasyon kahvesinde soluklanıyorum. Nasıl olsa bizde, Cafer' in Café’sine inat, belediye başkanının taktığı cam levha ile bez getiriliveriyor. Ama ne bez: Hep dediğim gibi. 110 x 110 tesettürden 20 santim arabezi cırılınca alevi eşarbı gündeme getiriliyor. Hem de 90 x 90 ölçüsüyle… Oysa Türkiye Cumhuriyeti 110 voltdan 220 ye çoktan geçmiş bulunuyor. O da zaten yatak çarşafının ebatını oluşturuyor.
Yardım ve yataklık edenlere duyurulur!..
Oysa o Sultan'ların demir gibi can'ları şimdi Cindersi'nden kan sağlıyor.
Ve de o bölgede, fuhuşun sonu can can da sonlanıyor…

Sn. Güler Kömürcü’nün kan meselesi de bir yana, kana kana içiliyor zaten bu bölge.
Ben hızla kahvemi bitirip 10:22 Saint Gallen trenine atlıyorum.
Bir kez daha paranın şuursuz sınırında malum Farmakolojinin yurdum skandallarını hatırlıyorum. Ve yüzde atmışı satılmış ilaç sermayemin akraba hikayesi ıslatıyor gözlerimi. Yerine Kamyon ile alışveriş merkezleri yükseliyor. Gençlerim tezgahtarlığa ya da güvenlik görevlisi olmaya mahkum ediliyor.. Meğerse, o arada 100 bıldırcın darı ambarından değil, milletvekilinden 4 YTL ye alınıp meclis lokantasına 7 YTL ye satılımıyormıyormuymuş ki!

Yemeğe devam edin bakalım meclislere aslanlar doğuran anaların evlatları!
Tavandaki çiğköfteyi gourmet özentinizle boyayamazsınız.
Nasıl olsa türkücünüzde varen artık, şimdi de renkli neon ışıkları asmalısınız.
Aynı köprüye astıklarınız led!ler gibi…
Ama sırada kızınız ve iç oğlanınız varsa acaba hangisi?

kasıma doğru 2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder