Follow by Email

Bu sayfada yer alan tüm yazı, resim ve buna benzer içeriğin tüm hakları Barbaros Sansal'a aittir. Izinsiz kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Top'lu iğne 22

Assolistler mi, yoksa bizim kaz solistler mi daha çok para eder?

Epeyce bir süredir devam ettiğim şu sözlük meselesini şimdi bir yana bırakmak şart oldu vesselam! Tam özlediğim yurduma dönmüş ve o meşhur mayhoş ehli-keyfimin tadını çıkarmaya çalışırken, haftasonu gözüm şöyle bir ekranlara kayıverdi zaruretden.
Tabii mastürbatif gazete ilaveleri de elimde olduğu halde elbet.

Genel izleyiciye, sanki genel bir evden yayın yapanlar, herhalde RTÜK ile bol meşkli akşam yemeklerini meşakkat içinde bir kez daha planlamaktalar?
Ben otel güvenlik kayıtlarının yalancısıyım bu kez inanın, kanalınızın kancısıyım o yüzden.
Bu ülkede ekranda ilk kez artı 12 diyen ben bile dediğime pişman edildiysem eğer, onlara kolay gele diyelim ve gelin konuya şöyle balıklama bir girelim.

Hilkat garibesine dönüşmüş, haftalık yevmiye mahkumu, allı pullu kılıklı binbir ekran şaklabanı sayesinde sanki bir kez daha aynı kukla tiyatrosunu metazori izlemek zorundaymışız gibi gelmiyor mu size de?
Aynı terane sanki yeni bir buluşmuş gibi sokulmuyor mu görsel işitsel yollara bir kez daha beynimize?

1. Cumhuriyet gazetesi, bünyesinde Ömer Karacan ve saatchi&saatchi muhlefetini saklarken, 2. Cumhuriyeti çıkaracak yakında birileri neredeyse aman ona göre!...

Gelelim mi sadede?
Hop Star kaka turca! Ya da Hap star.
Başkasınınkinden, kimbilir hangi hırsla kalkıp, birinin kıllı kirpiklerine kelebek konmuş makyaja bile eninde sonunda siz dahi alıştırılıyorsunuz.
Hatta, Tesettürün ramazanın, ekranında çocuk poposu silikonize er memeleri şaha kalkabiliyor. Kaslı; ama pul, payet ve çarşı işi taşlı ve bir yerleri botokslu solistiye, adeta taze gelin nazındaki gazıyla, çisil çisil kırıntı cümleler kurup bir de sütten çıkmış akkaşığa soyunmakta hiç mi hiç zorlanmıyor... Her şey sanki doğal da? Lodos yemiş ada vapuru pozisyonundaki koltuğu yüzünden midir bilinmez, ünlü terzinin Fatih işi çemberli içeteği ise olayın aslına gerçekten hicivi ile ışık tutmakta. Değerli Hıncal Uluç da yorum yapmışı hatta bu konuda. Hemde Yüksekkaldrımdan canlı yayınla!

Oysa asiller oturmaz asla.
Proleterya saygıyla karşılarında dururdu ya hep ayakta!..

-Alo; Paristen aradılar.ha ha ha.
(Geride kaç kontürleri kaldı acaba?)
-Ağ… ama geçen haftada bilmem kim efendi Washington’dan aradıydı kız!
- Sus bakayım sen. İlk kasedin çıktığında biz senin ne mal olduğunu anlamıştık zaten. (bu arada yağız delikanlı ayakta uyutulmakta iken de:)
-Şşht evladım. Programdan sonra odama gel!

Gülümsemeyi unutası gülenin kanalındaki zırıltıya da bak sen.
Zaten tilkininkinde de, sakat bacağa mini etek giydirmiş duygu sömürüsü yok muydu sanki demeyin sakın...Yakası lahana göbeği çiçeklisi bir yanda, kaşları amuda, poposu ise stüdyolarda armuda kalkmış pembeli kıvrak yarim ise diğer bir yanda gerdan kırıyor.
Eh, her yana da sedir kazığı kılıklısı vallahi ve billahi ancak sığışmaya çalışıyor.
Haydi kahraman milletim! Geniş ekran başına!

Sığ ama seviyesiz Osmanlıca bozması ile milleti biraz daha afyonlamakta olanlara ver bakalım salvoyu şimdi ki, laf yerine gitsin yamak.
Öyle bir yama ki, enkaz altında kaldıklarında, muktedirin enkaza boğmaya teşebbüs ettiği AKUT bile zor kurtarsın onları..
Salla gitsin misali ekranda süre geldiğinden beri o akşam, yine çingene çalmakta ve kürt de oynamakta. Hatta magazin programları sabahları dua ile açılmakta.
Ey mümin! İslamda yalan yoktur ne çabuk unuttunuz.

Hey gidi bizim coğrafya, senin bile meyveni kurtlandıranların karıları bile kudurdu da hala mı haberin yok?...

Derken reklam arasında sıkıştırılan sivilceli bir anayasa gözümüze sokuluveriyor.
Hemde yetkili ağızların hiksos, miksos welllnes center önündeki açıklamalarıyla:
-İdolojimiz içinde yok! Biz Yamukrasi yanlısıyız.

Eh, orada da fondaki reklam yazısı Pentagon olacak değil ya!
Kaçmıştı değil mi gözünüzden?
Daha neler gözümüzden kaçtığı için kıçımıza kaçıyor bir bilseniz.
Mesela, videoyu bir kez daha başa sarınca da, Berlin‘deki turizm fuarı hatırlanıyor inanın bana. Elleri arkasında, korumaları ile o tarihte volta atanlar, Almanları bizden rüşvet istemekle suçluyor ve yavru vatanın Eros heykelinin cinsel uzvuna takılıp don giydiriveriyorlar sonuçta da. Aynı bahçedeki kaya gibi aslanlar ise bu arada çağlar gelinlere don biçip bir de yuva kuruyor sattıkları. O tuzlu suyun kenarında!...

Zap mı, zap mı? Diye sorarlar adama bir gün ama;
Oysa ben Zap Suyu’nun turkuvaz mavi suyunun kana bulandığını bile görmüşüm.
Üzümlü Karakolu baskınına bir hayli sövmüşüm.
1 Mayıs da ayakkabı toplamış, 30 yıl sonra da yıl dönümünde o zaman hayli kör olduğumu görmüştüm.
Aman Dikkat!... Ekranlar kana bulanacak!
Dikkat, çünkü namlu şimdi birilerinde iki kaşın arası.
Kiminin penceresi, kiminin tenceresi temcit pilavına dönüşünce de o starlar ne de güzel halkın evini temizleme yarışına giriyorlar bir anda bu telaşede değil mi?.
Bilin ki;
Yaratıcılık asla demokratik değildir!
Yaratan ise sadece Allahtır denir.
Allahın yarattığına da karşı gelinmez derler o ekranda ahkam kestirenler.
Budadıkça da dal bile budaklanır :)

Hey bre dolapçının buzlar kraliçesi kızı!
Hey gidi düğün salonu şarkıcısı!
Hey be salyangoz kılıklı magazin kraliçesi!
Hala evinin altındaki pastanede kocanı mı ararsın?
Hey şu bizim böğürten oğlan!
Hay yer göstericinin ve perdecinin dansçı ve figuran oğulları!
Ya sen kapıcının kızı? Ya da sen üflenti spor?
Hatta sen, orta okulu yalın ayak okuyan?
Sen de mi bizim köylü kızı?
Sende mi Türkan İldeniz’in taşra kızının delicelerindeki hayaller?
Yani kısaca,
MSP de mi yoksa ben de mi şimdi bütün kabahat ?

Terzi yamağı
2 yıl önceki eylülden

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder